21 Ağustos 2013 Çarşamba

Arapların Tamamına Kötü Diyen Kâfir Olur!

Arapların Tamamına Kötü Diyen Kâfir Olur!


Bütün Araplar haindir, kötüdür diyen kimse kâfir olur, çünkü Resulullâh Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) Arap kavmindendir. Ashâb-ı Kirâm'ın büyük çoğunluğu Araptır... Osmanlılar "Kavmi necib-i Arap" derlerdi.

Her kavimde ve toplulukta olduğu gibi Arapların içinden de bazı hainler ve kötüler yetişmiş olabilir. Onların yüzünden bütün Arap kavmini kötülemek adalete, insafa, vicdana yakışmaz.

Şu zamanda Arapların içinde kötüler ve hainler var mıdır? Görüyoruz, hiç şüphe yoktur ki böyleleri vardır.

Kur'an ve sünnet yolunu, Muhammedî hedyi bırakıp da Siyonistlerin, Haçlıların izlerini takip edenler hain ve kötü Araplardır.

Bozuk inançlara sahip olup, bu inançları paylaşmayan Müslümanlara müşrik, kâfir, demi heder malı helaldir diyen sapık Araplar da kötüdür.

Namazı terk eden, şehvetlerine uyan, sekülerleşen Araplar da kötüdür.

Lâkin necip Arap kavmi içinde Kur'an, Sünnet, Şeriat yolunda yürüyen âbid, salih, muhlis, muttakî, mücahid fi sebilillah Arap kardeşlerimiz övgüye lâyık kimselerdir. Allah onların, bütün Müslümanların yardımcısı olsun.

Şu anda Araplar içinde Sünnî ulemâ, fukaha, mürşidler, gerçek şeyhler, zâhidler, evliyaullah bulunmaktadır. Bunlara dil uzatanların imanlarından şüphe edilir.

Her Müslüman kavim içinde olduğu gibi Arapların içinde de gizli Yahudiler bulunmaktadır. Bunlar senden benden koyu Müslüman görünürler, fitne ve fesatlarını da yaparlar.

Birinci dünya savaşında Arapların tamamı Osmanlı hilâfet ve saltanatına isyan etmemiştir. Böyle bir şeyden Arap kavmini tenzih ederiz. Yahudilerin, İngilizlerin, emperyalist devletlerin oyunlarına ve hilelerine kanan, onların dağıttıkları paraları alıp İslâm devletine isyan edenler azınlıktaydı. Onlar, Devlet-i İslâmiyye yıkıldıktan sonra acı hüsranlara uğramışlar ve belalarını bulmuşlardır.

Osmanlılar zamanında belki Filistin'de, Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi maddi terakki yoktu ama İslâm birliği vardı, ümmet bütünlüğü vardı ve Müslümanlar "Şer'an" hürdüler. Savaştan sonra, bugünkü Birleşmiş Milletler'in yerinde olan Cemiyet-i Akvam Filistin'i İngiliz idaresine verdi (manda). 1948'de İsrail devleti kuruldu ve Filistin elden gitti.

Osmanlı Devleti'nin hataları, yanlışları, idarecilikte kötü tarafları olabilirdi ama bunlar Filistin'in elden gitmesi kadar kötü olamazdı. Filistin'in Osmanlı meclisinde vekilleri vardı. Filistinliler Osmanlı Devleti sınırları içinde pasaportsuz gezebiliyor, memur olabiliyor, serbestçe ticaret yapabiliyordu.

İsim vermeyeceğim, Arap devletleri içinde ABD, İsrail, AB ile ittifak halinde olan, işbirliği yapan devletler vardır. Bunların halkının hepsi o rejimleri doğru bulmuyor ama ağır baskılar altında boyun eğmekten başka çareleri yoktur.

Arap milliyetçiliğini ve Osmanlı düşmanlığını bir kısım Hristiyan Araplar çıkartmıştır.

Kur'ana, Sünnet'e, Şeriat'a, ümmet birliğine, Hilâfet'e samimiyetle inanan hiçbir Müslüman bu değerlere sahip çıkan bir İslâm Devleti'ne karşı gelmez.

Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra Arap dünyasında aktivist İslâmî cereyanlar zuhur etmiştir. Bunlar geleneksel Sevâd-ı Azam İslâmlığından (az veya çok) ayrıldıkları için başarılı olamamışlardır.

Bugünkü Arap devletleri içinde Kur'ana Sünnet'e Şeriat'a ve sahih itikada dayanan tek bir İslâm devleti yoktur.

Arap dünyası son derece parçalanmıştır.

İslâmiyet'in esaslarından biri adalet, diğeri meşverettir (şura, danışma). Bugün hiçbir Arap ülkesinde ehliyetli ve mu'temen müşavirlerden oluşan bir şûra heyeti yoktur. Demokratik usullerle seçilen millet meclisleri İslâmî şuralar değildir.

İslâm'da Din ve Dünya, Din ve devlet ayrımı yoktur ama siyasetin dinin üzerine çıkartılması, dinin siyasileştirilmesi, aktivizm de yoktur.

İslâm'ın cadde-i kübrâsında yürüyen, Sevâd-ı Azam dairesi içinde bulunan, ümmet ve Hilâfet şuuruna sahip olan, Kur'an ve Sünnet'i rehber edinen, ırkçılık yapmayan bütün Müslüman Arap kardeşlerimizi bizden biliyoruz. Onların acı ve kederleriyle kederleniyoruz, selâmetlerine dua ediyoruz...

İnşallah Arap dünyasının çoğunluğu Ehl-i Sünnet dairesi içinde toplanır, Arap olmayan Müslümanlarla ittifak eder ve Hilâfet-i İslâmiyye'yi tekrar kurar. Kurtuluş için başka yol göremiyorum. Millî cumhuriyetlerle, krallıklarla, emirliklerle, bugünkü balkanlaşma ile İslâmî açıdan bir yere varamayız.

M. Şevket Eygi - Milli Gazete




DİĞER BÖLÜMLER





İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *