18 Ağustos 2013 Pazar

çok partili sisteme geçildi yalanı (Bölüm 7 ve SON)


 çok partili sisteme geçildi yalanı (Bölüm 7 ve SON)

Aslında bırakın Türkiye’de demokrasiyi, hürriyeti, cumhuriyeti; “Tek ‘Parti’ rejimi” bile yoktu. “Tek ‘adam’ rejimi” vardı… O da “M. Kemal Atatürk rejimi” idi.

Çünkü Mebus (Milletvekili) tayinleri M. Kemal Atatürk tarafından bizzat yapılıyordu. 1927′de yayınladığı bir tamimde M. Kemal şunları söylüyor:

“Aziz vatandaşlarım. Cumhuriyet Halk Fırkası, namına bütün memlekette Türkiye Büyük Millet Meclisi azalığı için tespit ettiğim zevatın heyeti umummiyesini ittılanıza (bilginize) arzediyorum. Her vatandaş için yeni devrede beraber çalışmayı münasip gördüğüm arkadaşların heyeti umumiyesinın birlikte görülmesini faideli addettim. Bunlardan, her daire-i ihtihabiye’ye (seçim bölgesine) tefrik edeceğim mebus namzetlerini ayrıca imzam tahtında arzedeceğim.”[1]

Yukarıdaki alıntıdan M. Kemal’in şahsi iradesinin ne kadar belirleyici olduğu anlaşılıyor. Mebus tayinini CHF’ye (CHP’ye) bile bırakmıyor. Kimlerin mebus olacağına ve kimlerin hangi illerin mebusu olacağına kendisi karar veriyor…

1 Nisan 1931 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde;

“(…)Kaç mebus alınacak? Hakiki vaziyeti hiç kimse tahmin edemez. Kati vaziyet Gazi hazretleri umumi listeyi ilan edince anlaşılacak” deniliyordu.

Meclise girecek tüm üyelerin bir tek kişi tarafından seçildiği koşullarda, serbest seçimlerden ve hakimiyetin millete ait olduğundan söz etmek mümkün müdür? Herhalde, “Hakimiyet kayıtsız şartsız M. Kemal’in ve onun yakın çevresinindir” demek gerçeğe daha uygun düşüyor. (…)

Böylesi koşullarda mahkemelerin “bağımsızlığı” da içi boş bir slogan olmaktan öteye gidemez. Cumhurbaşkanı, CHF tüzüğüne göre daimi ve değişmez genel başkandır. Meclis üyelerini de kendisi belirlediğine göre, bu durum, onun hem partiye, hem de meclise hâkim olmasına imkân veriyordu. Parti içinde ve dışında kendi iradesi dışında hiçbir girişime izin vermiyordu.

Hitler; “…M. Kemal’in ilk talebesi Mussolini, ikinci talebesi benim”[2] derken, M. Kemal’in şahsi rejimine verdiği önemi ifade ediyordu.[3]

Seçimlere katılacak adaylar CHP genel sekreteri ve fiili genel başkan tarafından belirlenmiş ve halkın onayına sunulmuştur. Seçim yapmanın anlamını yitirdiği seçimler sadece şeklen var olmuştur.[4] Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, ki kendisi Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucular listesinin 1′inci sırasında yer alır [5], tek parti döneminde yapılan seçimlerle ilgili şu şekilde yorum yapmaktadır:

“Gerçi iki dereceli seçim yasasındaki yönteme göre bütün illerde milletvekili seçimleri yapılıyordu, ama bu seçim, işin formalite yönüydü. Halk Partisi tarafından gösterilen aday mutlaka seçiliyordu. O halde bu adaylar, ‘halkın seçimine sunuluyordu’ demektense, ‘halkın oylamasına sunuluyordu’ deyişini kullanmak belki daha yerinde olur.”[6]

M. Kemal’in 1927 seçimleri ile alakalı yayınladığı bildiri ve tamimleri (Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, cild 4, sayfa 532-535) üzerinde bir değerlendirme yapan siyaset bilimci Prof. Dr. Taha Parla, M. Kemal’in tutumu ve seçimlerdeki etkisini şu şekilde belirlemektedir:

“…Atatürk, artık tam bir ‘tek-seçici’ olarak, katıksız biçimde birinci tekil şahıs ifadesiyle konuşmaktadır:

(Atatürk) : ‘…milletvekili adayı olarak saptadığım kişiler’, ‘birlikte çalışmağa uygun gördüğüm arkadaşlar, (b)unlardan her seçim çevresine ayıracağım milletvekili adayları…’

Açıktır ki adayları saptayan bir parti kurulu, organı yoktur; hepsini tek başına seçen ve bunları seçim çevrelerine dağıtan mutlak bir parti şefi vardır…*sonucu baştan belli olan bir seçim* için milletin göstermiş olduğu isabetli davranışı övüyor:

(Atatürk) : ‘…sunduğum adaylar memleketin her tarafında aziz vatandaşlarımın ittifakla genel onay ve seçimine mazhar oldu’, bu davranıştaki soylu anlam…’

Tek-partinin plebisiter şefi, istediği kişileri milletvekili olarak millete onaylatıyor; ulusal egemenliği kullanacak olan Millet Meclisi’nin tüm üyelerini kendi seçiyor/seçtiriyor.”[7]

Resmen Millet ile dalga geçiyor. M. Kemal döneminde kapatılan gazeteler, milleti kandırmadığı için kapatıldılar herhalde…. 1927 seçimlerinde, M. Kemal Atatürk’ün seçtiği adayların millet tarafından “mecburi” olarak onaylandığı halde, kemalist kalemşörlerin sanki seçim yapılıyormuş havasıyla attıkları ısmarlama manşetleri hep beraber okuyalım…

***

Evvela kelimelerin anlamları:

Namzet: Aday.

Intihabat: Seçimler.

Rey: Oy.

Müntehib-i sani: Ikinci derece seçmenleri.

Kamilen: hep birden.

***

“Bütün Türkiye tek bir vücut gibi Gazi’nin gösterdiği namzetlere rey veriyor.”[8]

“Gazi, Ismet ve Kazım Paşalar Hazeratı Beşiktaş ve Adalar’dan müntehib-i sani namzedirler – Müntehib-i sani intibanını ilk neticesi: kamilen fırka namzetleri kazandılar.”[9]

“Şehrimizde müntehib-i sani intihabatı başladı – Dün binlerce müntehib-i evvel reylerini attılar”[10]

“Intihabadın birinci safhası bitiyor: 15 Ağustosta müntehib-i sani intihabatı tamamıyla bitecek ve artık iş mebusların intihabına kalacak.”[11]

“Gazi Hazretleri namzetlerin daire-i intihabiyelerini tefrik buyurdular. (Bizzat imza buyurdukları Istanbul namzet listesi fotokopisi)[12]

“Dün Ankara ve Istanbul dahil olduğu halde 23 vilayette intihabat yapılmış ve fırka namzetleri müttefikan mebus intihab edilmişlerdir.” (Şehrimizde 1458 müntehib-i saninin ittifak-ı arasıyla)[13]

“Intihabatın kısm-ı küllisi (48 vilayet) ikmal edildi.”[14]

“Intihabat her yerde bitti ve kamilen fırka namzetleri mebus oldular.”[15]



**********


KAYNAKLAR:

[1] Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 31 Ağustos 1927. Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri, cild 4, sayfa 534.

[2] Falih Rıfkı Alay, Çankaya, 1881 -1938 Atatürk’ün Doğumundan ölümüne Kadar, Istanbul, sayfa 319.

[3] Doç. Dr. Fikret Başkaya, Paradigmanın Iflası, Doz Yay., Istanbul 1991, sayfa 113.

[4] Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, 16. baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul, 1999, sayfa 259.

[5] Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)’nin kurucular listesinin 1′inci sırasında:

http://www.add.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=87&Itemid=78

[6] Ahmet Demirel, Birinci Mecliste Muhalefet, 3. baskı, Iletişim Yayınları, Istanbul 2003, sayfa 574-575.

[7] Taha Parla, Türkiye’de Siyasal Kültürün Resmi Kaynakları, cild 1, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Iletişim Yayınları, Istanbul 1997, sayfa 54.

[8] Vakit Gazetesi, 3 Eylül 1927.

[9] Cumhuriyet Gazetesi, 2 Ağustos 1927.

[10] Cumhuriyet Gazetesi, 7 Ağustos 1927.

[11] Cumhuriyet Gazetesi, 14 Ağustos 1927.

[12] Cumhuriyet Gazetesi, 1 Eylül 1927.

[13] Cumhuriyet Gazetesi, 3 Eylül 1927.

[14] Cumhuriyet Gazetesi, 4 Eylül 1927.

[15] Cumhuriyet Gazetesi, 6 Eylül 1927.

***

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/09/08/hakimiyet-kayitsiz-sartsiz-milletin-mi-yoksa-ataturkun-mu/

***

Tarih ve Din Araştırmaları Kurumu / Kadir Çandarlıoğlu

Alıntılarda şu şekilde kaynak belirtiniz:


www.belgelerlegercektarih.wordpress.com

Twitter:

https://twitter.com/Tarih_ve_Din







DİĞER BÖLÜMLER
Cumhuriyetin ilk siyasi partileri ve parti kapatmalar (1)

çok partili sisteme geçildi yalanı (Bölüm 2)


çok partili sisteme geçildi yalanı (Bölüm 6)


çok partili sisteme geçildi yalanı (Bölüm 7 ve SON)

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *