21 Ağustos 2013 Çarşamba

ERBAKAN REFAH PARTİSİ



MASONLUK NEDİR MASONLAR KİMDİR ÖĞRENMEDEN GERÇEKTE OLAN OLAYLARI ÖĞRENEMEZSİNİZ FUTBOL MAÇLARI TELEVİZYON DİZİLERİ YARIŞMA PROĞRAMLARI BİZLERİ UYUTMAK İÇİN TAMAMI BİR ARAÇTIR....


''Fransa Yüce Konseyinin Türkiye Büyük Mason Locası Üstadı Necip Arıduru’ya gönderdiği talimat dolu mektup dikkat çekici ve 28 Şubatın perde ardını aralayıcı niteliğe sahip.

Şevki Yılmaz’ın da kitabında yer verdiği belgenin tercümesini aynen aktarıyorum;

“Üstadı bulunduğunuz Türkiye Büyük Mason Locası’nda meydana gelen skandallar, endişe verici ve talihsiz olaylardır. Büyük Loca’nızda irşad edilmiş bazı masonlar, masonluğun vakarına ve yeminlerine ihanet etmişlerdir. Bu kişiler, en gizli toplantılara kadar bütün faaliyetlerimizi mikro kameralar aracılığıyla kaydetmiş bulunmaktadır; bu affedilmez dikkatsizlik, çok ciddi neticeler doğurmuştur. Mason olmayan milyonlarca kişi eski ve kabul edilmiş İskoç Riti’nin törenlerine ve sırlarına şahit olmuş durumdadır.

Ayrıca tapınaklarınızda başıboş dolaşan bu dönek masonlar, 33’üncü derecede ki kutsal ayin ve törenleri kaydetmişlerdir; bu filmlerin, gerici ve İslamcı bir televizyon kanalı aracılığıyla yayınlanması sonucunda milyonlarca Türk seyircisi, aşağı derecede ki biraderlerimiz tarafından bile bilinmemesi gereken kutsal ayini, ne yazık ki, izlemiştir.

İsrail Yüce Konseyi, bu skandalla ilgili tahkikata başlamıştır. Nizamnamemiz mucibince, konu hakkında tahkikat yapmaya yetkili tek otorite olan İsrail Yüce Konseyi, olayın müsebbiplerini açıklama, gerekli önlemleri alma ve 27 Mart 1997’ye kadar geniş bir tutanak fezlekesi hazırlama görevini bize tevdi etmiştir. Tebliğ tezkeresinde Refah Partisi yönetiminde ki hükümetin cemiyetimize karşı bir tavır koyduğu belirtiliyor, bizde aynı düşünceyi paylaşıyoruz. Türk hükümeti başlangıçtan itibaren dincilerin zorlamalarına boyun eğmiştir. Bilhassa Refah Partisi ve yöneticileri bir TV vasıtasıyla; masonluk ilkelerine aykırı yayınlara hoşgörü göstermişlerdir. Hükümet localarımıza baskı uygulayarak, adli tahkikat açarak ve polisi arşivimizi aramayla görevlendirerek, düşmanca tavrını belli etmiştir. Bu baskıyı, derhal ortadan kaldırmak kaçınılmaz görülmektedir.

Refah Partisinin tutumu kafi derecede açık olduğundan, Fransa Yüce Konseyi ılımlı bir hükümetin teşkil edilmesinin elzem olduğuna hükmetmektedir. Buna binaen Fransa Yüce Konseyi kardeşçe şunları tavsiye eder;

1- Türk basınında ki ve ilgili kuruluşlarda ki biraderleri örgütleyin ve Refah Partisi’ni iktidarı bırakmaya mecbur etmek için gerekli diğer bütün tedbirleri alınız.

2- Refah Partisi’nin itibarının tamamen yok olması ve seçmenlerinin ümidini kaybetmesi ile neticelenecek siyasi bir konjonktür oluşturun.

3- Her çeşit belgeyi, tutanağı, sirküleri ve riskli mektupları Büyük Sekreterlikten uzak tutun.

4- Locaların toplantılarını belli bir zamana kadar, alışılmış merkezlerde gerçekleştirmekten kaçının.;

5- Size ikinci bir talimat ulaştırılıncaya kadar müracaat edenler konusunda son derece dikkatli işlemler yapın, aynı yanlışlıklara düşmeyin.
6- Mason olmayanların ve mason cemiyetinden çıkarılmış eski masonların tapınaklara girişine kesin bir şekilde mani olun.

7- Masonluğa ihanet etme suçunu işlemiş masonlara karşı tahkikatlara devam edin. Dönekleri, İskoç Riti’nin prensiplerine, adetlerine ve geleneklerine uygun bir şekilde cezalandırın.

8- Masonluk aleyhinde ki radyo, gazete, televizyon, kitap, dergi gibi yayınları izleyip bunlara mani olun. Refah Partisi’ne mensup İslamcı basını ekonomik, siyasi ve adli baskı yoluyla görevini yapamaz hale getirin.

9- Bağımsız Büyük Komitemize bu skandala yol açan belirsizlikle ilgili ayrıntılı bir tutanak fezlekesi hazırlamakla görevlendirin ve neticeleri Fransa Yüce Konseyi’ne bildirin.

14 Şubat 1997 – Fransa Yüce Konseyi- Paul Veysett”


Bu mektuptan sonra bakın Türkiyede neler yaşandı..

Devam eden sürede; Yarım asırdan fazla devam eden İmam-Hatiplerin orta dönemleri kapanarak,lise dönemine olan rağbet azaldı,dindar olduğu halde oralarda okutanlar çocuklarını başka okullara kaydettirdiler. Kur’an kursları kapandı. Yaş tahdidi ile orta okulu bitirdikten sonra Kur’an kursuna gidilmesine müsaade edildi. Mevcut öğrenciler eridi. İlahiyatların önleri tıkandı,inançlı insanlar takibe alındı. Yıllardır sekiz yıllık eğitim planda olup uygulanmaya konulmadığı halde İmam-Hatiplere olan hınçla diğer meslek liseleri de kapanmadan,ilgisizlikten paylarını aldılar.Başörtüsüsüne dair şiddetli bir karşı duruş sergilendi..

Acaba Fransa’nın “Türkiye basınındaki kardeşler” diyerek kimi kastetmiş olabilir …Bakıyoruz geçtiğimiz yıllarda Kanal D genel müdür yardımcısı Yalçın Erceber’in mason olduğunu Vakit gazetesi ifşa etmişti,Yalçın Erceber apartopar istifa ettirilerek,başka bir doğan yayın grubuna aktarıldı..(Kimbilir şu an nerde ,nerleri karıştırıyor)..

Genel müdür yardımcısı mason olsun da, genel müdürü olmasın mı yani? Kanal 7, masonların gizli kamera görüntülerini günlerce yayınlıyorda, bi tane büyük tv veya gazete bu haberi yer vermiyor.. Ne Sabah,ne Hürriyet,Ne milliyet,Ne kanal D,ne ATV, ne show..hiçbirisi bu konu hakkında haber yapmadı,,halbuki en adi bir meseleyi bile ballandıra ballandıra haber yapan bu medya grupları, dünya tarihinde ilk defa görüntülenen mason törenlerine ilgi duymaması ve haber yapmaması ,onlarında masonlara destek verdiğine delildir,yönetici kadrolarında masonların olduğuna delildir..Zaten Yalçın Erceber bunlardan biriydi..Bilinmeyenler kaçtane kimbilir…?

Haber sunucusu ve türban karşıtlığıyla ün yapan Ali kırca ,bir sohbetinde “gizli kameraya ” yakalanıyor ve diyor ki :”28 şubatta düğmeye ben bastım” ..

Masonlar bu ülkede gizlice ve sinsice çalışıyorlar..Kendilerini iyi niyetli,dürüst gibi göstermeye çalışıyorlar ama feraset sahibi müminler bu tuzaklara düşmüyorlar.
.



Türkiye Büyük Mason Locası Üstadı Arıduru’ya gönderilen mektup bu çarpıcı ifadeleri içeriyordu. Gel gelelim 28 Şubat Soruşturmasına; şuana kadar içeri alınan bir medya mensubu, iş adamı, medya patronu ve mason yok. Hem Merhum Erbakan hocanın açıkladığı belgeden, hem de Şevki Yılmaz’ın kitabında yer verdiği belgeden bahseden yok.

Daha acısı ve garibi şu; Şevki Yılmaz 28 Şubat Soruşturmasıyla ilgili (takip ettiğim kadarıyla) iki açıklama yaptı, ikisinde de kitabında yer verdiği bu belgeden bahsetmedi. Merakım şu; Şevki Yılmaz 28 Şubat Mağduru olarak açılacak davaya müdahil olacak mı ve bu belgeyi mahkemeye sunacak mı?
Ayrıca değinilmesi gereken bir başka hususta Şevki Yılmaz’ın bu süreçle alakalı yaptığı açıklamalardır. Samanyolu Televizyonunda canlı yayına çıkan Şevki Yılmaz, Başbakan Erdoğan’ın o dönemde Refah Partisi Grup Toplantısına katılarak 8 yıllık eğitimi imzalayıp Meclise göndermemesi noktasında uyardığını fakat, Erbakan’dan sert tepki aldığını söyledi. Bu açıklamalarına Mehmet Bekaroğlu karşı çıktı. Cümle alem 8 yıllık eğitimin Mesut Yılmaz tarafından çıkarıldığını bilirken bir takım açıklamalarla tarihi karartmanın ne anlamı var?


------------------------------------------------------
ilgili bölüm
--------------------------------------------------------------





İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *