15 Aralık 2013 Pazar

Sevmek ya da sevmemek, bütün mesele bu mu?


Sevmek ya da sevmemek, bütün mesele bu mu?

10.06.2008 tarihinde Kanal 1′deki programda Fatih Altaylı’nın “Atatürk’ü seviyor musun?” şeklindeki sorusuna, “Atatürk’ü sevmeme hakkı var mı?.. Eğer başıma bir iş gelmeyecekse, ben sevmiyorum” şeklinde ezber bozucu bir cevap veren Nuray Bezirgân isimli başörtülü kızımız “infaz”a tabi tutulunca anladık ki, sorunlarımızın çözümü bu ülkede yaşayan herkesin “Atatürk’ü sevmesi”ni beklemektedir. Ancak herkes Atatürk’ü sevdiğini söyleyince, sorunlarımız çözülecektir!

Şaşırdım: Kimi sevip kimi sevmeyeceğimize bile artık Fatih Altaylı ideolojisindeki insanlar mı karar veriyor? (Gönül meselesi olan “sevme-sevmeme” konusunu araştırmak üzere, İstanbul/Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlatmış olması çok tuhaf).
Sormak lâzım: Bir insanı, bir kurumu, bir milleti, devleti, bayrağı sevip sevmeme konusu tamamıyla insanın duygusal boyutunu ilgilendirir…

Böylesine duygusal bir konuyu mantık, hatta “suç” zeminine nasıl oturtabiliyorsunuz?
Bu ülkede herkes Allah’ı sevmezken, herkes Peygamber’i sevmezken, “Atatürk’ü herkes sevmeli” anlayışına nasıl varıyorsunuz?

Ne yapmış olursa olsun, ülkesine ne kadar büyük ve erişilmez hizmetlerde bulunursa bulunsun, bir kişinin bütün bir millet tarafından “tartışmasız” beğenilip sevilmesi mümkün müdür?

Bir milletin bir şahsı, partiyi, kurumu bütünüyle desteklemesi olacak şey midir? Oldu diyelim, gerekir mi? Atatürk’ün böyle bir şeye ihtiyacı var mı?
Böyle bir demokrasi duydunuz yahut gördünüz mü hiç? Demokrasi çok renkliliğin ve çeşitliliğin adıdır! Milletlerin “tek”e mahkum olduğu ülkelerin rejimine “demokrasi” demezler…

O tür rejimlerin başka başka isimleri vardır. Ama sonuç olarak hepsi aynı kapıya çıkar: “Diktatörlük” derler.

Türkiye bir diktatörlük müdür ki, herkes aynı kişiyi sevmek zorunda olsun?

Yavuz Bahadıroğlu / Vakit -2008


İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *