9 Eylül 2013 Pazartesi

Uçak fabrikasının kapanması


 Yıl 1944. İstanbul gazetelerinde şu haberler yeralıyordu.. "Nuri Demirağ Atölyelerinde yapılmakta olan ilk Türk yolcu uçağı tamamlanmıştır. Nu.D-38 adıyla anılan bu uçak 6 kişilik olup, çift kumandalı, 2200 devirli 2 adet 160 beygir gücünde motorla donatılmış ve saatte 325 km sürat yapabilen bir uçaktır.

Boş ağırlığı 1200 kg. Dolu ağırlığı ise 1900 kg.dır. Tam depo yakıt ile 1000 km. Menzile sahiptir. 3,5 saat havada kalabilmektedir. Tavan irtifası 5500 metredir. 

Tayyarenin modeli Türk mühendisleri tarafından çizilmiş, motorlar hariç tüm aksam Türk teknisyen ve işçisinin elinden çıkmıştır."
İlk tecrübeyi yapan pilotlar ise Basri Alev ve Mehmet Altunbay'dır. Test uçuşlarında hükümetin resmi görevlileri de bulundu.. Müteakip tecrübe uçuşlarına Nuri beyin oğlu galip Demirağ'da katıldı. Demirağ bu uçakla Ankara ve İzmir’in yanısıra Atina ve Selanik’e de gitti.

Türklerin kendi uçaklarını kendilerinin yapması belli başlı uçak fabrikalarını endişelendirdi. Özellikle Nu.D. 38’in yapılması dünya uçak sanayicilerinin dikkatini Nuri Demirağ uçak fabrikasının üzerine çekti. İngiliz ve Almanlar’ın yanısıra Amerika’nın endişeleri daha büyüktü.

 Herşeye rağmen Türklerin iyi bir uçak fabrikası kuramayacaklarına inanıyorlar fakat yinede bu iş gerçekleşirse ileride büyük bir pazarı kaybetmenin endişesi içindeydiler. 


Telaş içindeki Amerika Uçak Üreticileri Birliği , Nuri Demirağ uçakları ile ilgili bir rapor hazırlamak üzere birliğin başkanı bay Todd’u görevlendirdi. Bay Todd aynı zamanda Amerikan Fotoğraf Servisi şefi idi. Amerikan Fotoğraf Servisi ise, dönemin Amerikan istihbaratının yan kuruluşuydu.


Bay Todd, eşiyle birlikte İstanbul’a gelerek Nuri Demirağ’la görüştü ve uçaklar üzerinde geniş incelemeler yaptı. Todd , şerefine yapılan akrobasi gösterilerini izledikten sonra ağzından şu tarihi cümleler döküldü: 

“ Ben Türkleri sadece çok iyi silah kullanırlar bilirdim. Ama bu uçakları gördükten sonra Türklerin zeka ve tekniğine hayran kaldım.” Bay Todd’un eşide deneme uçuşlarına katıldıktan sonra şaşkınlığını gizleyemeyerek Türkiye’den böyle bir başarı beklemediğini söyledi.


Nuri Demirağ’ın çalışmalarını Amerika adına takip eden yalnızca Bay Todd değildi. Amerikalı Profesör Brown’ın yanısıra Amerikan Koleji müdürlerinden Prof. Bliss Hum Tington da Nuri Demirağ’ın çalışmalarını yakından takip ettiler. Bay Todd ve Profesör Brown’ın Amerika’ya dönmesinden bir yıl sonra Amerikan istihbaratı Nuri beyin karşısına bir kez daha alenen çıktı.


Takvimler 26 mayıs 1944’ü gösteriyordu. Yapılan test uçuşlarından çok olumlu sonuçlar alınması üzerine "Nu.D-38" uçağı İstanbul-Ankara seferine başladı.. Uçakta 2 pilot, Tasviri Efkar gazetesi sahibi Ziyat Ebuzziya , Vatan gazetesi muhabiri Faruk Fenik ve tayyarenin sahibi Nuri Demirağ vardı. Uçağı Ankara havaalanında Hava Yolları Umum Müdürü Ferruh bey karşıladı. 

Genel müdürün yanında bir de yabancı vardı. Kendisine sorulması üzerine tayyare meydanında tesadüfen bulunduğunu ve tayyare mühendisi olduğunu söyleyen ve uçak içine girerek inceleme yapan bu yabancı meçhul şahıs da bir Amerikalıydı Anlaşılan o ki, Türk yetkililer Nuri beyi dikkate almasa da Amerika onun çalışmalarını dikkate alıyor özellikle barış zamanında yolcu, savaş zamanında bombardıman uçağına dönüşebilecek şekilde yapılan Nu. D. 38 uçağının sırlarını çözmeye çalışıyordu.


Atölyede yapılan uçakların testleri için bir piste ihtiyaç vardı. Nuri Demirağ hiç tereddüt etmedi bu nedenle Yeşilköy'de, şu anda Atatürk hava limanı olarak kullanılan, Elmas Paşa Çiftliği'ni satın alarak, orada 1559 dönümlük geniş arazi üzerinde, (1000 x 1300) metre ölçülerinde bir uçuş sahası yaptırdı. Bu sahanın üzerine bir de Nuri Demirağ Gök Uçuş Okulu, uçak ve tank tamir atölyesi, hangarlar ile deniz tayyareleri için sahilde bir kızak yapıldı. Portatif bir hangar Almanya'ya sipariş edildi, ancak bedeli ödenmesine rağmen savaşın başlamasıyla Türkiye'ye gelmedi. Bu nedenle ve sabit olan hangar Türk teknik personelince inşaa edildi. Yeşilköy tesisleri 17 ağustos 1941'de törenle hizmete açıldı.


“Türk'ün yaptığı uçakları elbette Türkiye'de yetişen pilotlar uçuracaktır” düşüncesiyle hareket eden Nuri Demirağ, 150 yataklı bir yurdu bulunan Gök Okulu'na üniversitede okuyan veya mezun olmuş öğrenciler alınıyor ve uçuş eğitiminin yanısıra uçağın teknik yapısıyla ilgili eğitimler de verilerek, pilot ve teknisyen yetiştiriliyordu. Pilotaj eğitimi ücretsiz olup her türlü ihtiyacının yanısıra ayrıca her öğrenciye 150 lira aylık veriliyordu.
Demirağ’ın işleri ters gitmeye başlıyor.


Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Alan, Nuri Demirağ’ın en değerli iş arkadaşlarından biriydi.


Fransa’da uçak mühendisliği öğrenimi yapan Selahattin Alan ilk uçak yapıldığında yerinde duramamış, hemen deneme uçuşuna çıkmıştı. Deneme uçuşu Selahattin Alan tarafından başarıyla tamamlanmıştı. İşte bu günlerde Türk hava kurumu yetkilileri, Nuri Demirağ’a sipariş ettikleri 12 adet uçağın tecrübe uçuşlarının Eskişehir’de yapılmasını istedi. Bilgisinin üstünlüğüne rağmen uçuş yeteneği az olan Selahattin Alan, Eskişehir İnönü Kampı’nın açılışına uçağı ile katılmak istedi. Fakat havalananın darlığı sebebiyle alana değil de bir tarlaya inebilen genç Türk mühendisi, önüne çıkan bir hendeği göremeyince çakılıvermiş ve şehit olmuştu.


Bu olay Nuri Demirağ için bir dönem noktası oldu. Zira Türk Hava Kurumu, kazayı öne sürerek, uçakların şartlara uygun olmadığını iddia etti ve siparişlerini almayacağını açıkladı. Nuri Demirağ, Cumhurbaşkanı’ndan, Genelkurmay Başkanı’na kadar bir çok makama mektup yazarak, uğradığı haksızlığın düzeltilmesini istedi.


Türk Hava Kurumu’nun bu tavrı Nuri Demirağ’a uçak sipariş etmeye hazırlanan yabancı ülkelerin de siparişlerini durdurmalarına sebep oldu. Ne cumhurbaşkanı ne de diğer ilgiler Nuri Demirağ’la ilgilenmedi.


Resmi makamların ilgisizliğine karşın halk Nuri Demirağ uçaklarını izlemek için Anadolu'dan Yeşilköy'e trenle geliyor, Nuri Demirağ Hava Meydanı'na olan 3.5 kilometrelik yolu ise yaya olarak katediyordu.


Türkiye'nin ilgilenmediği Nu.D. 38 uçaklarının akrobasi gösterilerini Amerikalı Prof. Brown (solda fötr şapkalı) ağzı açık izledi.


Nuri Demirağ, planlamış olduğu faaliyetlerini ve uğradığı haksızlığı dönemin Başbakanı İsmet İnönü'ye yazılı olarak rapor etti. İlk raporunu 29 kasım 1939'da, ikincisini 26 Ağustos 1940'da verdi. Her iki raporda da; o tarihe kadar yaptıkları tüm işleri anlattı.

 Genelkurmay Başkanı ve Hava Müsteşarı'nın desteğini aldığını, bazı Türk gençlerini mühendis olarak yetiştirmek maksadıyla yurt dışında okuttuğunu, nazariyatla pratiği birleştirdiğini, yaptığı tüm işlerin plan ve projelerini makamlarına sunduğunu, Divrik ile ilgili hazırladığı tüm plan ve projeleri, elektrik santralı ve baraj bölgelerinin krokilerini, yaptırmayı planladığı okulların fotoğraflarını, Hava Kurumu'nun 65 planörünü teslim ettiğini, kurum tarafından kabul edilmeyen 12 eğitim uçağı ile ilgili tüm gelişmeleri belgelerle anlattı ve yaptığı toplam masrafın 1,5 milyon lira olduğunu belirttikten sonra cümlesini şöyle bitirmiş. "Hoş karakterim buna müsait değil ama, bu parayla farzı-muhal 15-20 adet han - apartman yaptırır, senede 150-200 bin lira gelir alarak istediğim gibi yaşardım fakat yapmadım." Olabilecek herşeyi tek tek sıralayarak konunun milli politika açısından önemini vurguladı ve isteklerini gayet mahçup bir şekilde duyurdu. 


Ancak Ankara Ticaret Mahkemesi, Hava Kurumu'yla ilgili davayı, bilirkişi heyetinin raporunu dikkate almayarak Nuri Demirağ aleyhine karar vermek suretiyle sonuçlandırdı. Bu karardan kısa bir zaman sonra Nuri Demirağ uçuş pisti ve tesisleri istimlak edilerek yıkıldı ve bugünkü Atatürk havalimanı ve Beşiktaş’taki Deniz Müzesi yapıldı. Bu iki karar, Nuri Demirağ'a ait herşeyin bitmesine ve havacılıkla ilgili herşeyin felce uğramasına neden oldu. Her iki karara yurtiçindeki işbirlikçiler, yabancı uçak üreticilerinden daha fazla sevindi..

 Haberin hazırlanmasında ; 1947 basım tarihli “ Nuri Demirağ Kimdir” isimli kitaptan ayrıca Nuri Demirağ’ın damadı Mehmet Kum, Bahattin Adıgüzel, Semih İnceöz ve Tuncay Deniz’in ilgili çalışmalarından istifade edilmiştir.

-------------------------------------------------------------------

Yıl 1944... Havaalanı ve uçuş okuluna Cumhurbaşkanı İsmet İnönü gelmiş.
İşte Kemal Uras, babasına yazdığı ve "Hayat Bir Tecrübedir" kitabına giren mektupta o günü şöyle anlatıyor:

"Babacığım. Size üzücü bir haber vereceğim. Cumhurbaşkanımız geldiler. Havaalanını ve okulu gezdiler. Her şeyi beğendiler. Nuri Bey'in odasına geçildi. Ben büroda onlara hizmet ediyordum. Nuri Bey, yaptığı işleri bir bir cumhurbaşkanımıza ve yanındaki kişilere arz etti. Sonunda şöyle konuşma geçti:

İNÖNÜ: Nuri Bey, her şey çok mükemmel. Daha ileriye gitmek için niçin devletle işbirliği yapmıyorsunuz?

DEMİRAĞ: Teşekkür ederim. Senelerdir söylediğiniz hususta uğraştım. Fakat başaramadım. Devlet mensupları benden rüşvet istiyorlar.
Bu söz üzerine İnönü bozuldu.

-İspat eder misin?

-İspat ederim. Müsaade ederseniz evrakları getireyim diye yazıhaneye geçti.

İnönü yanındaki heyet e dönerek,

-Zenginliği başını döndürdü. Havaalanını istimlâk edin. Uçakları sattırmayın dedi.

Nuri Bey içeriye girdiğinde, İnönü ayağa kalkmış. Kapıdan çıkarken karşılaştılar. Bir şey söylemeden otomobiline binerek ayrıldılar.



---------------------------------------------------------------------------------------

Nud-36 eğitim uçağı ve avcı uçağıdır.

Fabrikası İstanbul Barbaros iskelesindedir. Nuri Demirağ bu uçağı üretmiştir ve ikinci yerli savaş uçağımızdır. 1936 yılında üretilmiştir.

 Çoğunlukla Gök okulunda eğitim uçağı olarak kullanılmıştır. N.U.D Fabrikasının bir sonraki uçak modeli 1938 yılında üretilecek olan yolcu uçağı Nud-38 dir. Bu uçak N.U.D. Uçak Fabrikası kapatılınca hava kuvvetlerinden emekli oluştur. Hizmet dışı olduğu yıl 1942 yılıdır.

 N.U.D. Avrupa'dan siparişler almaya başlar. Ancak Türkiye'de böyle bir başarının özel sektör marifeti ile yapılması bazı çevreleri rahatsız eder ve hükümet yurtdışına silah satışını yasaklar. Siparişler birer birer iptal olur. Nuri Demirağ bu uçak fabrikasının kapatılmaması için o dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'den yardım ister.

 Hatta gazetelerden "İsmet İnönü'ye açık mektup" başlığıyla ilanlar verir. Ancak bu çabalar sonuç getirmez. Ayrıca fabrika arazisi bugünkü Atatürk havalimanının yapımı için yok pahasına istimlak edilir. İtiraz edilsede mahkeme kararıyla fabrika kapatılır ve Nud-36'lar müzelik olur. Nud-36'lar diğer Türk yapımı savaş uçakları gibi o zamanın en iyi ve en kaliteli uçaklarından biri olmuştur.




-----------------------------------------------------------------------------







İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *