27 Ekim 2013 Pazar

(Atatürk'ü Koruma Kanunu) bir İsviçreli Yahudi hukukçusu Ernst Hirsch'in eseridir.


----------------------------------------------------
Zorlama yorumlarla sık sık toplumsal barışı dinamitleyen 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu, Hitler’den kaçıp Türkiye’ye gelen yahudi profesör Ernst Hirsh’in hazırladığını habervaktim bir süre önceki bir haberinde ortaya çıkarmıştı.

 Haber daha sonra pek çok yazılı ve dijital medya tarafından da iktibas edilmişti. Habervaktim’in sözkonusu haberinde şu bilgilere yer verilmişti: “Yasakçı zorbaların elinde keskin bir silaha dönüşen 5816′yı hazırlayan kişi bir Alman yahudisi. 

Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarında ‘provokasyon’ şüphesi uyandıracak biçimde çok yoğun olarak Atatürk heykellerine saldırılar yaşanmıştı. Demokrat Parti Milletvekili Ziyad Ebuzziya, kanunu çıkartabilmek için heykellerin emniyetçe kırdırıldığını, kanun çıkar çıkmaz da bu saldırıların durduğunu anlatmıştı. 

Ebuzziya, bir çok konuda birçok kanunun olduğunu ve hiçbirisinin anında suçları durduramadığını da hatırlatıyordu. Sonuçta, ‘komplo teorileri’nin, ‘zahirî bir zarar, son tahlilde bu zarara uğrayanın kazancını artırıyorsa böyle bir olayın tabiîliğinden şüphe duyun’ ilkesini andırır bir şekilde, Atatürk’ün heykel ve büstlerine verilen zarar; 5816 sayılı meşhur Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun çıkartılmasına yol açmıştı.

 Bu da; devletin kurucusunun üzerinden iktidarlarını sürdürmek isteyen oligarşik, bürokratik, sermayedar kesimin daha muhkem ve tartışılmaz bir konuma gelmesine neden olacaktı.

 Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, ‘Bir gecede 17 Atatürk heykeline saldırı olunca böyle bir kanun çıkartmak zorunda kalmıştık’ diyerek, mezkûr kanunun gerekçesini açıklamaya çalışmıştı.

 Yahudi Hirsh’e gelen bir DP’li, Atatürk’ü koruyacak bir kanun hazırlayacaklarını ancak bizzat Atatürk’ün hazırladığı 1924 Anayasası’nın tek tek kişilere ilişkin kanun çıkartılmasını yasakladığını belirterek, bunun için bir mütalaa hazırlamasını istemişti. 

Hirsh de, hukuk açısından artık Atatürk diye bir kişinin bulunmadığını, tasarının getireceği ceza önlemleriyle, ‘Atatürk’ün maddi kişiliğinin değil, onun anısını zedelemeye yönelik hareketlere karşı halkın ona olan saygısının korunacağını’ içeren bir yorum hazırlamıştı. 

Kanunu getiren hükümet, Meclis’teki müzakerelerde bu mütalaadan geniş bir şekilde faydalanmıştı.”

Kaynak (Murat Unay, habervaktim 2008-12-17)

----------------------------------------------------

Meğer Yahudi işiymiş!

Zorlama yorumlarla sık sık toplumsal barışı dinamitleyen 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu, Hitler’den kaçıp Türkiye’ye gelen Yahudi profesör Ernst Hirsch hazırlamış. Yasa, bizzat Atatürk’ün 1924 Anayasası’na ko

Meğer Yahudi işiymiş!

Geçmişte başörtülülere “fahişe” diye hakaret edişiyle tanınan kartel yazarı Fatih Altaylı’nın, tesettürlü konuklarına yönelttiği tuzak bir soruyla başlattığı “Atatürk’ü seviyor-sevmiyor” tartışmasında gündeme gelen 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun ilginç bir hikayesi var.  

ÖNCE PROVOKE ET, SONRA YASAKÇILIĞI BAŞLAT  

Taceddin Ural’ın, “Ankara Dükalığı” isimli kitabında anlatıldığına göre, yasakçı zorbaların elinde keskin bir silaha dönüşen 5816’yı hazırlayan kişi bir Alman Yahudisi. Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarında “provokasyon” şüphesi uyandıracak biçimde çok yoğun olarak Atatürk heykellerine saldırıların yaşandığı belirtilen kitapta, şu değerlendirmeler yer alıyor: “Kimilerine göre, ucu 27 Mayıs Darbesi’ne kadar uzanacak militarist ve bürokratik kuşatmaya gerekçe hazırlamak için yapılan provokasyonlarla DP döneminde Atatürk heykellerine –çoğu eş zamanlı- saldırılar da görülmüştü. Demokrat Parti Milletvekili Ziyad Ebuzziya, kanunu çıkartabilmek için heykellerin emniyetçe kırdırıldığını, kanun çıkar çıkmaz da bu saldırıların durduğunu anlatmıştı. Ebuzziya, bir çok konuda birçok kanunun olduğunu ve hiçbirisinin anında suçları durduramadığını da hatırlatıyordu.  

BİR GECEDE 17 HEYKEL KIRILMIŞTI  

Sonuçta, ‘komplo teorileri’nin, ‘zahirî bir zarar, son tahlilde bu zarara uğrayanın kazancını artırıyorsa böyle bir olayın tabiîliğinden şüphe duyun’ ilkesini andırır bir şekilde, Atatürk’ün heykel ve büstlerine verilen zarar; 5816 sayılı meşhur Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun çıkartılmasına yol açmıştı. Bu da; devletin kurucusunun üzerinden iktidarlarını sürdürmek isteyen oligarşik, bürokratik, sermayedar kesimin daha muhkem ve tartışılmaz bir konuma gelmesine neden olacaktı. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, ‘Bir gecede 17 Atatürk heykeline saldırı olunca böyle bir kanun çıkartmak zorunda kalmıştık’ diyerek, mezkur kanunun gerekçesini açıklamaya çalışmıştı.  

FATİH İSTESE HEYKELİNİ YAPTIRAMAZ MIYDI?  
Tasarı Meclis’e gelince, bizzat DP milletvekilleri DP iktidarına ağır eleştiriler yöneltmişlerdi. DP Balıkesir Milletvekili Fethi İşeri, heykellere saldıranların şuursuz tipler olduğunu dile getirerek, asıl eleştirilmesi gerekenin, heykel yapımı olduğunu söylüyordu. İşeri, ‘Esasen bunları yapanlar da hiç düşünmemişler midir? Bu memlekete tarih boyunca hizmet edenler, kralları ayaklarına getirenler, karada gemi yürütenler, ahlâkta, fazilette eşi bulunmayanlar… Bu hükümdarlar niçin kendilerine heykel yaptırmamışlardır? İsteselerdi nelere kaadirlerdi. Dünyanın her tarafından haraç alıyorlardı. Milletin parasının bir kuruşuna dokunmadan istediklerini yaparlardı. Fakat bu milleti taşlara, tunçlara, şahıslara taptırmamak için yaptırmadılar.”  

YAHUDİ’NİN ÇARPITMASI

“Ankara Dükalığı”nda, yasanın fikir babası Erns Hirsch ile ilgili bölümde ise adı geçen profesörün 1933-1952 yılları arasında Ankara Hukuk Fakültesi’nde ders verdiği, yasa için çare arayan bir Demokrat Parti yetkilisinin Hirsch’e gelerek akıl danıştığı anlatılıyor. Kitapta, şöyle deniliyor: “Hirsch’e gelen bir DP’li, Atatürk’ü koruyacak bir kanun hazırlayacaklarını ancak bizzat Atatürk’ün hazırladığı 1924 Anayasası’nın tek tek kişilere ilişkin kanun çıkartılmasını yasakladığını belirterek, bunun için bir mütalaa hazırlamasını istemişti. Hirsch de, hukuk açısından artık Atatürk diye bir kişinin bulunmadığını, tasarının getireceği ceza önlemleriyle, “Atatürk’ün maddi kişiliğinin değil, onun anısını zedelemeye yönelik hareketlere karşı halkın ona olan saygısının korunacağını’ içeren bir yorum hazırlamıştı. Kanunu getiren hükümet, Meclis’teki müzakerelerde bu mütalaadan geniş bir şekilde faydalanmıştı.” 

----------------------------------------------------



İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *