13 Kasım 2013 Çarşamba

Atatürk olmasaydı, Karabekir olurdu


Atatürk olmasaydı, Karabekir olurdu

Kemalist ideologlar toplumdan bedel istiyorlar. Olmayan minnetin bedeli! “Atatürk olmasaydı babanız belli olmazdı” sözünden milletin nasıl da tiksindiğini görmek istemiyorlar. Bu söz, kendileri de dahil 76 milyonluk milletin tüm bireylerine büyük hakarettir.

 Ecdada saygısızlıktır.

 Atatürk’ün silah arkadaşlarına, Seyit Onbaşı’ya, Fevzi Çakmak’a, Kazım Karabekir’e, Nene Hatun’a, Sütçü İmam’a, Çanakkale’de hoşaf-ekmek yiyen Mehmetler’e hakarettir.

 Atatürk değil, fedakar müslüman ahalinin siper ettiği göğsü olmasaydı bu topraklardan çeker giderdik. Allah izin verdiği müddetçe yine var olurduk, belki başka topraklarda. 

Her kirli sözcüğünüzün içine Anadolu kadınının namusunu eklemeyin. “Rant” yiyeceksiniz diye tüm millete -çok özür dileyerek söylüyorum-  “p.ç” muamelesi çekmeyin. 

Küfürbazlıkta öyle ileriye gittiniz ki marjinal olup çıktınız! Türklerin atası sadece M.Kemal değil, bu milleti ona düşman etmeyin. Bir kadıncağızın “Ben Başbakan’ın … kılıyım” sözünü önünüze gelen başörtülü, sakallı ve muhafazakar insanlara karşı silah olarak kullanmaktan da vazgeçin. Mal bulmuş mağribi ayaklarına yatmayın, basitleşmeyin!

Mustafa Kemal’e saygı duyulur, ama bu dayatmalarla olmaz. Atatürk olmasaydı elbet bir başka komutan olurdu. 

Atatürk olmasaydı Dersim katliamı yaşanmazdı, İskilipli Atıf Hoca asılmaz, İslam dünyasının birliğini sağlayan Halifelik kurumu kaldırılmaz, alfabemiz bizim kanımızı dökenlerinkiyle değiştirilmezdi. 

Atatürk olmasaydı bal gibi de Kazım Karabekir olurdu! 

Atatürk olmasa CHP olmazdı. Eyvahhhh! O zaman Kılıçdaroğlu da olmazdı. Bak bu çok kötü olurdu işte. O zaman biz kime gülerdik! Kim merdivene ters biner, “Biz Başbakan gibi söz verip arkasında durmayız” deyip Kağıthane’yi kağıttan tepe’ye çevirirdi.

Cephede düşmanla savaşan bir Osmanlı paşası olan Mustafa Kemal’e saygı duyuyoruz. Ancak “minnet” ile anmalı mıyız? İnsanoğlu olarak “kullara” minnet etmek için bu dünyaya gelmedik. Nesimi’nin dediği gibi “Rızkımı veren Allah’tır, kula minnet eylemem!” Şimdi kalkmış bize “minnet et” diyorlar. Biz sadece Allah’a minnet ederiz, ondan şefaat dileriz, onun izniyle son peygamber Hz.Muhammed Mustafa’nın yolundan ve izinden gideriz.

Hiç kimse bizim yolumuzdan zoraki gitmek zorunda değil, biz de hiç kimsenin yolundan “zoraki gitmeme” hakkına sahip olmalıyız. 

Yollar ayrı olsa da ortak haklarımız var: İşkence görmeme hakkı, barınma, yaşama, özgürlük hakkı! Bu haklara karşılıklı saygı duyduktan sonra aynı devlet çatısı altında yaşamak “huzurlu” bir hale gelecektir. 

Bu dünyada hiç kimseye illa ki “Şu insanın izinden gideceksin” dayatması yapılamaz. İsteyen kişi istediği dini seçebiliyor değil mi, bizim için Hak katında din islam’dır ve diğer dinler bizim yolumuz değildir.

HACI YAKIŞIKLI

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *