19 Ekim 2013 Cumartesi

HAYVANAT BAHÇESİ Cengiz Numanoğlu



Paris’te yolum düştü, hayvanat bahçesine,
Bir maymunun önünden, geçerken öylesine,
Dedim ki: “Aynı çağda yaşıyoruz seninle;
Çağdaş mı oluyorsun, yâni şimdi benimle?”

Maymun birden öfkeyle, açtı iki gözünü;
Dedi ki: “Bre yobaz ! Darvin’e sor özünü.
O beynini birazcık, geçmişinle bağdaştır,
Gördüğün bu hayvanlar, elbette ki çağdaştır.”

Şaşırdım birden bire, dedim câhil kalmışım;
Bunca çağdaş hayvanın, vebâlini almışım.
Ben bunları düşünüp, göz atarken çevreye, 
Bu kez dişi bir maymun, giriverdi devreye.

Özgürlüğü savundu, feminizm adına;
Hayvanlarda cinsellik, sınırsızmış kadına.
Meğerse, irticâdan onlar da çok çekmişler;
En sonunda, Eros’un heykelini dikmişler.

Hayvan olmak onlara, kolaylıklar sağlarmış,
Çünkü; edep, haysiyet, insanları bağlarmış.
Dedi ki: “Hak, adâlet, hayvanların nesine ?
Çünkü; burda bakılır, herkesin cüssesine.”

Derken bu kez karşıma, çıktı çağdaş bir ayı,
“Onursal” pastalardan, almış büyük bir payı.
Dedim ki: “Ayı kardeş, sistem nasıl işliyor?
Mürtecî odakları, hangi hayvan fişliyor ?”

Ayı kardeş her sözün, üstüne basa basa,
Dedi ki: “Geçerlidir burada babayasa.
Aslan, eğer kafaya koymuş ise koyunu;
Kendisi bulandırır, gider kendi suyunu.”

“Bak” dedi, “tam arkanda çağdaş kültür merkezi,
Beyin banyolarına sokuyoruz herkesi.”
Hiç kaçırmaz, eşiyle her konsere gidermiş,
Akbabalar korosu, onu çok etkilermiş.

Dokuzuncu senfoni, istiklal marşlarıymış,
Mozart, Şopen, Bethoven, onun göz yaşlarıymış.
Babasından öğrenmiş, bas-bariton çalmayı,
Dedim ki: “Ne kadar da, asâletli bir ayı.”

O esnâda bir fare, çalılardan fırladı,
Kedinin pençesinde, acı acı hırladı.
Bunu görünce ayı, hafiften gülümsedi:
“Kedi-fare oyunu, burada yasal” dedi.

Baktım biraz ilerde, kalabalık bir gurup,
Biât edeceklermiş, aslana saygı durup.
Mahalle baskısından, şikâyetleri varmış,
Bu tehlikeyle ancak, aslan başa çıkarmış.

Dostlarım.. Şu Paris’e, kalkıp gitmeye değer,
Bakın çağdaş hayvanlar, neler başarmış meğer.
Ürkütmesin sizleri, sesi üç beş çakalın,
İnsan olmak güzel şey, hepiniz hoşçakalın.


Cengiz Numanoğlu

(2008)


18 Ekim 2013 Cuma

Mühimmat Fabrikası, İngiltere, 1917


Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları Kitabının Yazarı John Perkins



Sene 2005 Türkiye ile bir alâkası olmayan John Perkins kitabında anlatıyor;

"Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. 

Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır. 

Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbir şey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur.

Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır.

Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki; "Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz. 

O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin! Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! 

Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..."

Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz.

Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir."

Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları - John Perkins


-----------------------------

VİDEO 1


-----------------------------



VİDEO 2

-----------------------------

VİDEO3

-----------------------------



------------------------------------------------------------------


17 Ekim 2013 Perşembe

YARDIM TOPLAMA KANUNUNUN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMIŞ HÜKÜMLERİ

Milliyet gazetesinde yer alan bir ilan (5 Mayıs 1960)





YARDIM TOPLAMA KANUNUNUN YÜRÜRLÜKTEN
KALDIRILMIŞ HÜKÜMLERİ

Kanun Numarası : 2860 
Kabul Tarihi : 23/6/1983
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 25/6/1983 Sayı : 18088
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt :22 Sayfa : 438

1 – 29/5/1986 tarih ve 3294 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri: 

(Madde numaraları: 21, 22, 23, 29)

Madde 21 – (23/6/1983 tarih ve 2860 sayılı Kanunun hükmüdür.) 
Kurban derisi, bağırsak, fitre ve zekat zarfı dağıtmak suretiyle yardım toplama yetkisi Türk Hava Kurumuna aittir.

Madde 22 – (23/6/1983 tarih ve 2860 Sayılı Kanunun hükmüdür.) 
Türk Hava Kurumunca toplanan kurban derisi, bağırsak ile fitre ve zekat zarflarından sağlanan gelirden zorunlu 
giderler düşüldükten sonra kalan toplam paranın yüzde ellibeşi Türk Hava Kurumuna, yüzde yirmisi Türkiye Kızılay 
Derneğine, yüzde yirmisi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna ve yüzde beşi Diyanet Vakfına dağıtılır.

Madde 23 – (23/6/1983 tarih ve 2860 Sayılı Kanunun hükmüdür.) 
Kurban derisi, bağırsak toplama, fitre ve zekat zarfı dağıtma biçimi, bu işlerde çalışanlara yapılacak ödeme, giderler 
ile gelirin paylaşılmasına ait usul ve esaslar, gelirden pay alacak kuruluşların görüşleri alınarak yönetmelikte gösterilir. 

Madde 29 fıkra iki – (23/6/1983 tarih ve 2860 Sayılı Kanunun hükmüdür.) 
Türk Hava Kurumu dışında kişi ve kuruluşların kurban derisi bağırsak toplaması, fitre ve zekat zarfı dağıtarak para 
toplaması halinde sorumlular, üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve ikibinbeşyüz liradan onbin liraya kadar hafif para 
cezasına mahküm edilirler. Ayrıca toplanan kurban derisi, bağırsak ile fitre ve zekat paralarına el konularak, Türk Hava 
Kurumuna devredilir. Elden çıkarılmış olması halinde ise, değerinin iki katının alınmasına hükmedilir.

2 – 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri: 

(Madde numarası:7)

Madde 7 – (23/6/1983 tarihli ve 2860 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa İçişleri Bakanlığından, bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o 
ilin valisinden, bir ilçenin sınırları içinde ise o ilçenin kaymakamından izin alınır.

Yardım toplama faaliyetleriyle ilgili işlemlerin yürütülmesinden, il ve ilçelerin emniyet kuruluşları, ilçede emniyet 
kuruluşunun bulunmaması halinde jandarma kuruluşları görevlidir. İzinin İçişleri Bakanlığınca verilmesi halinde ise bu görev 
Emniyet Genel Müdürlüğünce yerine getirilir.

3 – 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri: 
(Madde numaraları: 28, 29.)
Madde 28 – (23/6/1983 tarihli ve 2860 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paralar Devlet malı sayılır. Bunlara karşı suç işleyenler, Devlet 
memuru gibi cezalandırılırlar.

Madde 29 – (23/6/1983 tarihli ve 2860 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Bu Kanunun hükümlerine aykırı olarak izinsiz yardım toplayanlar, altıyüzonmilyon lira idarî para cezasıyla 
cezalandırılırlar. İzin verilen yer dışında yardım toplayanlar ise, dörtyüzotuzbeşmilyon lira idarî para cezasıyla 
cezalandırılırlar. (1)

(İkinci fıkra Mülga: 29/5/1986 - 3294/10 md.)
Bu Kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara eylemleri ayrı bir suç oluşturmadığı takdirde 
yüzyetmişbeşmilyon lira idarî para cezası verilir. (1)

(Ek: 24/4/2003-4854/3 md.) Bu maddede yazılı olan para cezaları o yerin en büyük mülkî amiri tarafından verilir. 

Verilen kararlar ilgililere 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı 
tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın 
yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hâllerde evrak üzerinde 
inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu Kanuna göre verilen idarî para cezaları 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı 
Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.

(Ek: 24/4/2003-4854/3 md.) Yukarıdaki fıkralara aykırı davranış sonucu izinsiz toplanan mal ve paralara idarece 
verilen cezalar kesinleşinceye kadar elkonulur. Para cezasının kesinleşmesinden sonra elkonulan mal ve paraların 
müsaderesine sulh ceza mahkemesince karar verilir.
____________________
(1) 24/4/2003 tarihli ve 4854 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, birinci fıkrada yer alan "üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve 
ikibinbeşyüz liradan onbin liraya kadar hafif para cezasına mahkûm edilirler." ibaresi, "altıyüzonmilyon lira idarî para cezasıyla 
cezalandırılırlar.", aynı fıkrada yer alan "iki aydan dört aya kadar hafif hapis ve ikibin liradan yedibinbeşyüz liraya kadar hafif para 
cezasına mahkûm edilirler. Ayrıca, her iki hâlde de, izinsiz toplanan mal ve paranın müsaderesine hükmolunur." ibaresi, 
"dörtyüzotuzbeşmilyon lira idarî para cezasıyla cezalandırılırlar.", son fıkrada yer alan "davrananların fiilleri daha ağır bir cezayı 
gerektirmediği takdirde haklarında, bir aydan üç aya kadar hafif hapis cezası hükmolunur." ibaresi, "davranışta bulunanlara eylemleri ayrı 
bir suç oluşturmadığı takdirde yüzyetmişbeşmilyon lira idarî para cezası verilir." olarak 6/5/2003 tarihinden geçerli olmak üzere 
değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.



Onlar Kimdir? Onlar, Yahudilikten sapmış bir taifedir.



Türkiye Hahambaşılığına soruldu, onlar Musevî değildirler cevabı alındı.

Diyanet İşleri Başkanlığına soruldu. İslam fırkaları ve mezhepleri içinde böyle bir fırka ve mezhep yoktur fetvası verildi.

Onlar ne doğru dürüst Yahudidir, ne de Müslümandır.

Peki inanç ve kimlik bakımından onlar nedir, ne değildir?

Onlar, Yahudilikten sapmış bir taifedir.

Onlar iki dinli, iki kimliklidir. Dıştan Müslüman görünürler, asıl kimlikleri ise Ortodoks Yahudilikten sapmış bir tarikattir.

Onlar namaz kılar mı?

Sünnî Müslümanların içine sızıp casusluk, ajanlık, provokatörlük, yönlendiricilik yapmakla vazifeli olanlar zâhiren namaz kılarlar, diğerleri kılmaz. Çok azı cumaya gider.

Öldüklerinde tabutları musalla taşına konulur ve cenaze namazları kılınır.

Onlar homojen bir cemaat midir? Değildir.Çeşitli kollara, kabilelere, ailelere, meşreblere ayrılırlar.

Aralarında birlik, ittihad, vifak yoktur.

Onların militanları, fanatikleri, aktivistleri vardır.

İslam'ı ya kökünden kaldırmak isterler. Bunu yapamazlarsa dinde reform, dinde yenilik, dinde değişiklik yaparak İslam'ı ve Müslümanları değiştirmek isterler.

Müslümanların içine sızmışlar mıdır?

Sızmışlardır. Hem Sünnîlerin, hem de Alevîlerin.

Tarikatlara sızmışlar mıdır?.. Bazı tarikatlara sızmışlardır.

Cemaatlere sızmışlar mıdır?.. Bazı önemli ve güçlü cemaatlere sızmışlardır. Çok büyük bir cemaat içinde onlardan biri 35 yıl boyunca cemaat büyüğünün sağ kolu olarak çalışmıştır.

Yakın tarihimizde onların oynadığı rol nedir?.. Baş rollerde oynamışlardır?

Neler yapmışlardır?.. Türkiyeyi tarihî devamlılık çizgisinden çıkartmışlar, tarihî ârıza ve kaza devrini başlatmışlardır.

İslam'ı büsbütün inkâr ederler mi?.. Etmezler. Kendilerine göre sağ ayakları ile İshakîlikte, sol ayakları ile İsmailîliktedirler.

Bu inançları, bu halleri ile onlara mü'min ve müslim demek mümkün müdür? Değildir.

Onlardan İslam'a gerçekten, yürekten, ihlasla dönmüş olanlar var mıdır? Vardır ama sayıları gayet azdır.

Türkiye'deki sayıları ne kadardır? Bu rakam kesin olarak bilinmiyor ama Gizli Yahudilerin sayısının 1,5 milyon olduğunu söyleyenler var.

Onlar Cumhuriyetçi midir?.. Gerçek Cumhuriyet istemiyorlar ama kendi Cumhuriyetlerini istiyorlar.

Kendi Cumhuriyetleri nedir? Bir tür Yahudi Cumhuriyetidir.

Mehmet Şevket Eygi

ALINTI...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *